Cumartesi, Ekim 16, 2021
Banner Top
Hadis Şerhlerini Yeniden Okumak Paneli Başvuruları Başladı!

PANEL

HADİS ŞERHLERİNİ YENİDEN OKUMAK: SAHÎH-İ MÜSLİM VE ŞERHLERİ

19 Aralık 2020

BİRİNCİ OTURUM

Sefa Yılmaz
Müslim’in Râvileri Gruplandırması ve Bu Râvilerin Kitaptaki Yeri
Bu tebliğde, Müslim’in (ö. 261/875) el-Müsnedü’s-sahîh’inin “Mukaddime” bölümünde çerçevesini genel hatlarıyla çizdiği iki mesele incelenmektedir. Birbiriyle irtibatı olan bu iki meseleden ilki hadis râvilerinin güvenilirlik yönünden gruplandırılması, ikincisi ise bu râvilerden gelen hadislerin kitaptaki yeridir. Müslim hicrî ikinci asırda başladığı düşünülen hadis râvilerinin gruplandırılmasına katkı sunarak râvileri adalet ve zabt bakımından üçlü bir tasnife tâbi tutmuş, ayrıca sözü edilen râvilerin hadislerinin kitaptaki kullanım amacına ilişkin bazı açıklamalar yapmıştır. Ancak Müslim’in genel çerçevesini çizdiği bu iki mesele etrafında, kitabın telifinin üzerinden uzun bir zaman geçmeden farklı yorumlar ortaya çıkmaya başlamıştır. Şârihler başta olmak üzere el-Müsnedü’s-sahîh’in çeşitli özelliklerini inceleyen müellifler her iki konu hakkında birbirinden farklılaşan görüşler ileri sürmüşlerdir. Râvilerin gruplandırılmasıyla ilgili olarak müellifler, kitaba dair gözlemlerinden yahut Müslim’in açıklamaları üzerine geliştirdikleri dilsel tahlillerden hareketle üçlü ve dörtlü bir tasniften söz etmişlerdir. Râvilerin kitaptaki yeriyle ilgili olarak ise müelliflerin bir kısmı, gruplandırma neticesinde zabtı nispeten kusurlu olan râvilerin hadislerinin hem delil makamında asıl hem de destekleyici (mütâbi‘-şâhid) olarak nakledildiği yorumunu yapmışlardır. Onların bir diğer kısmı ise mezkûr râvilerden gelen hadislerin kitapta sadece destekleyici olarak yer aldığını öne sürmüşlerdir.

Ali Yücel
Sahîh-i Müslim Üzerine Çağdaş Tartışmalar: Medhalî-Melîbârî Örneği
Temel hadis kaynaklarının yazımında musanniflerin takip ettiği yöntem, çağdaş hadis araştırmalarının önemli gündemlerinden biridir. Müslim’in (ö. 261/875) el-Müsnedü’s-sahîh’i kaleme alırken benimsediği metodik ilkeler de bu bağlamda tartışılmaktadır. Onun, eserinin mukaddimesinde yaptığı açıklamalara rağmen hangi nitelikteki râvilere yer verdiği, bazı hadislerdeki illetleri gösterme gibi bir amaç taşıyıp taşımadığı ve rivayetleri sıralarken belirli bir tertibi gözetip gözetmediği gibi konularda kayda değer bir literatür oluşmuştur. Bu tebliğde incelenecek olan çağdaş ilim adamları Hamza el-Melîbârî ile Rebîʻ el-Medhalî arasındaki tartışmalar, söz konusu meseleleri takip için uygun bir zemin teşkil etmektedir. Müslim’in eserinin yazılış amacını ve hadis kitapları arasındaki konumu ile âlimler nezdindeki itibarını gerekçe gösteren Medhalî, hadislerin sıhhatini zedeleyecek illetlerin eserde bulunmadığını ileri sürerken konu başlıklarının altındaki rivayetlerde de herhangi bir tertipten söz edilemeyeceğini belirtir. Melîbârî ise râvilerin yanılgısından kaynaklı bazı illetli rivayetlerin eserde yer aldığını, ancak bu durumun eserin itibarına gölge düşürmeyeceğini vurgular. Zira ona göre Müslim bu illetlerin farkındadır ve her ne kadar aslî amacı olmasa da kimi zaman açıkça kimi zaman da işaret yoluyla söz konusu illetleri açıklamaktadır. Müslim’in illeti beyan etme yöntemlerinden biri de hadisleri ilmî bir tertibe göre kaydetmesidir. Melîbârî’ye göre, nitelikli inceleme yapan her araştırmacı Müslim’in diğer münekkitler tarafından eleştirilen rivayetlere konu sonlarında yer verdiğini, öncesinde ise aynı rivayetin illet bulunmayan halini zikrettiğini fark edecektir.

Ömercan Kaçar
Bir İkmâlin Hikâyesi: Übbî’nin Sahîh-i Müslim Şerhi
Tunuslu Mâlikî âlim Übbî’nin (ö. 828/1425) İkmâlü’l-İkmâl adlı hacimli eseri, Sahîh-i Müslim üzerine yazılan şerhlerin olgun bir örneğini oluşturur. Bu eser, Mâzeri’nin (ö. 536/1141) el-Mu‘lim’ini temel alan ve her şerhin bir önceki şerhi tamamlaması üzerine kurulan “ikmâl geleneği” çerçevesinde Kadı İyâz’ın (ö. 544/1149) İkmâlü’l-Muʿlim’ini tamamlamak maksadıyla kaleme alınmıştır. Eserin temel kaynakları; Mâzerî, Kadı İyâz, Ahmed b. Ömer el-Kurtubî (ö. 656/1258) ve Nevevî’nin (ö. 676/1277) Sahih üzerine yazdıkları şerhlerdir. Übbî, adı geçen şârihlerin dışında Kayrevan çevresine mensup Mâlikîler başta olmak üzere birçok âlimin görüşlerine de yer vermiştir. Ayrıca şerhte hocaları ve hocalarının hocalarının da yorumlarını zikretmiştir, ki bunlar arasında hocası İbn Arefe’nin (ö. 803/1401) görüş ve fetvaları belirgin biçimde öne çıkar. Böylesine zengin bir birikim üzerine bina edilen şerh, Übbî’nin özgün görüşlerini de içermektedir. Tebliğde, önemine rağmen çok tanınmayan İkmâlü’l-İkmâl’in kendinden önceki şerh birikimiyle kurduğu bağlantı esas alınarak incelenmesi hedeflenmektedir. Übbî’nin önceki şârihlerin görüşlerini özetlemesi, yeniden ifadelendirmesi ve birbirleriyle ilişkilendirerek eserinde zikretmesi, amacının sadece bu şerhleri nakletmek değil bunun ötesinde yeni bir terkip oluşturmak olduğunu gösterir. Bu çaba şârihin ilgili şerh birikimini yeniden üretmesiyle özgün bir şerhin meydana çıkmasına sebep olmuştur.

İKİNCİ OTURUM

Osman Çavuş
Şârihlerin Esas Aldıkları Metinlerin Günümüz Neşirlerindeki Metinlerle Mukayesesi: Kadı İyâz ve Nevevî Örneği
Klasik dönemdeki şârihlerin çoğunun, esas aldıkları kitabın tüm metnini vermek yerine yalnızca şerhe konu edecekleri kısımlarını yazdıkları bilinmektedir. Şârihler, parantez içine alarak veya başka bir şekilde vurgulayarak verdikleri bu metinlerin, ellerindeki nüshalara göre gösterdiği farklılıkları da kayıt altına alarak bunlar arasından tercihler yapmışlardır. Dolayısıyla şerhler, daha çok bilinen yorumlama işlevlerinin yanı sıra ana metnin kendisinin tarihî süreçte aldığı şekillere tanıklık etmeleri bakımından da değerlidir. Sahîh-i Müslim şerhleri söz konusu olduğunda, Kadı İyâz (ö. 544/1149) ve Nevevî’nin (ö. 676/1277) eserleri bu alanın en önemli kaynakları olarak öne çıkmaktadır. Tebliğde, her iki şârihin Sahîh’ten yer verdiği metinler iki örnek bölüm üzerinden mukayese edilecek, ayrıca bu metinlerin Sahîh’in günümüzdeki neşirlerinde nasıl geçtiği de incelenecektir. Tebliğin amacı, bir hadis kitabının metnini doğru tespitte şerhlerin yapabileceği katkıya ışık tutmak ve günümüzdeki neşirlerin bu imkândan ne ölçüde yararlandığını sorgulamaktır. Bu çerçevede, Kadı İyâz ve Nevevî’de geçen metinler Sahîh’in günümüzde yaygın olarak kullanılan iki neşri (Muhammed Fuad Abdülbaki neşri ve Dârü’t-Te’sîl yayınevi tarafından yapılan neşir) ile karşılaştırılacaktır.

M. Sadık Özbek
Sahîh-i Müslim’in Başlıklandırılması: Nevevî ve Öncesi
Diğer pek çok hadis kitabı gibi ale’l-ebvâb (konu merkezli) bir tasnife sahip olan Sahîh-i Müslim’in bölümlerinin başlıklandırılma süreci öteden beri merak konusu olmuştur. Bu konudaki genel kanaat eserde yer alan kitâb isimlerinin müellif tarafından verildiği, bâbların ise sonraki ilim adamları tarafından başlıklandırıldığı yönündedir. Nitekim Sahîh’in bâb başlıkları konusunda akla gelen isimlerin ilki ve günümüzde hala yaygın olarak kullanılan başlıkların sahibi olan Nevevî de (ö. 676/1277) bunu ifade eder. Nevevî, kendinden önceki başlıklandırma faaliyetlerini başarılı bulmayarak eleştirse de bu başlıkların kim(ler) tarafından konulduğunu açıkça belirtmez. Buradan hareketle Sahîh’in başlıklarına dair görüşlerin, ilk şârihlere ait değerlendirmelerin ve nüsha farklılıklarının konuya olan etkisinin ele alındığı bu tebliğde, eseri başlıklandırmaya yönelik ilk girişimler tespit edilmeye çalışılmıştır. Şerhlerde yer alan ve başlıklara delalet eden veriler, incelemenin temel hareket noktası olmuştur. Ayrıca Nevevî ile aynı dönemde yaşayan ve tıpkı onun yaptığı gibi eserin tamamını başlıklandıran Ahmed b. Ömer el-Kurtubî (ö. 656/1258) ile Münzirî’nin (ö. 656/1258) çalışmaları da bu bağlamda karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Nevevî’nin, şerhinden sonra kaleme aldığı Muhtasar’ının da eklendiği söz konusu inceleme neticesinde, Sahîh’e yönelik ilk başlıklandırma faaliyetlerinin kitabın râvileri veya nüsha sahipleri tarafından yapıldığı anlaşılmıştır. Ayrıca özellikle İbn Mâhân (ö. 388/998) gibi eserin rivayet silsilesinde yer alan isimlerin ve onlardan nakledilen nüshaların, Sahîh üzerine çalışan müellifleri başlıklar hususunda önemli derecede etkilediği sonucuna varılmıştır.

M. Macit Karagözoğlu
Sahîh-i Müslim’in Başlıklandırılması: Nevevî Sonrası
Sahîh-i Müslim’in başlıklandırılma sürecinde Nevevî’den önceki döneme bakılması gerektiği gibi Nevevî sonrasındaki gelişmeleri de takip etmek gerekmektedir. Zira Übbî, Senûsî, Sıddîk Hasan Han, Hererî ve Vellevî gibi şârihler farklı yoğunlukta da olsa konuyla ilgilenerek literatüre katkı yapmışlardır. Tebliğde, şârihlerin Nevevî tarafından konulan başlıklara nasıl yaklaştıkları, Sahîh’i bizzat başlıklandırma yoluna gidip gitmedikleri, gitmişlerse Nevevî’den hangi açılardan farklılaştıkları gibi sorular cevaplanacaktır. Konuyla ilgili tercih ve tasarruflar hem bir edebî tür olarak “şerh” bağlamının içerisinde konumlandırılarak, hem de şârihlerin içinde bulundukları ilmî muhitle irtibatlar kurularak incelenecektir.