Cuma, Kasım 27, 2020
Banner Top
Sahn-ı Semân Halkaları Başlıyor!

Halkanın hocası: Erdinç Ahatlı
Tanıtım metni:
Allah Rasûlü’nün (s.a.) “delâilü’n-nübüvve”, “hasâisu’n-nebî”, “fezâilü’n-nebî”, “a‘lâmü’n-nübüvve”, “şevâhidü’n-nübüvve” ve “mu‘cizâtü’n-nebî” gibi nübüvvetini/peygamberliğini ilgilendiren ilim dalları arasında “şemâilü’n-nebî” de önemli bir konuma sahiptir.
“Şemâil”; karakter, kişilik, huy, tabiat, iyi, hoş ve seçkin hususiyetler, tavır ve davranış anlamlarına gelen “şimâl”in çoğuludur. Şemâil türü eserler Hz. Peygamber’in fizyonomisi, bedenî yapısı, karakteri, yaşayış ve giyiniş tarzları ve hususî hayatını tasvir etmeyi konu edinir. Rasûlullah’ın (s.a.) boyu, başı, saçları, dişleri, omuzu, elleri gibi vücudunun bütün azaları; yürüyüşü, oturuşu, yemek yiyişi, gülmesi ve konuşması, uyuması gibi beşerî davranışları; tevazuu, cömertliği, hayâsı, yumuşak huyluluğu gibi mükemmel ahlâkî davranışları; tarak, ayna, elbise, kap-kacak gibi kullandığı şahsî eşyaları şemâil müelliflerinin ilgi alanı içinde bulunan hususlardır. Özetle şemâil, “Hz. Peygamber’in beşerî yönünü, yaşama üslûbunu ve şahsî hayatını anlatan” bir terimdir.
Bilindiği kadarıyla şemâil tabirini eserine ad olarak veren ilk müellif, meşhur Sünen/Câmi yazarlarından muhaddis Tirmizî’dir (ö.279/892). Eserinin ismi, eş-Şemâilü’n-nebeviyye ve’l-hâsâilü’l-Mustafaviyye’dir. Daha sonra bu kitabı esas alan veya müstakil olmak üzere adı geçen türde pek çok eser kaleme alınmıştır.
Bu halkada Tirmizî’nin mezkûr eserinin Kâsım Muhammed Nûrî neşri (Dımaşk: Mektebetü Dâri’l-Fecr, 1340/2009) esas alınarak nâşirin Rağbetü’l-âmil fî şerhi’ş-Şemâil adını verdiği genellikle kelimelerin açıklamalarına dayanan kısa ta‘likiyle birlikte okumalar yapılacak, yeri geldiğinde eserin bazı klasik şerhlerinden metinler ile ilgili konulara dair yapılmış akademik araştırmalar okunarak da müzakere edilecektir. Ayrıca Mâhir Yâsin Fahl neşrindeki (Tunus: Dâru’l-Garbi’l-İslâmî, 2008) rivayetlerin geniş tahrîcinden de istifade edilecektir.

Ne zaman: Çarşamba, 18:30-20:00
Kimler başvurabilir: Program öncelikli olarak lisansüstü öğrencilere/araştırmacılara açıktır.

Halkanın hocası: Yasin Apaydın

Tanıtım metni:
Bu halkada Esîrüddin Ebherî (ö. 663/1265 [?])tarafından Meşşâî felsefeyi özetleme gayesiyle kaleme alınan Hidâyetü’l-hikme’nin İlâhiyyât (Metafizik) kısmının okunup yorumlanması hedeflemektedir. Osmanlı medreseleri başta olmak üzere İslam dünyasının belli başlı coğrafyalarındaki eğitim kurumlarında üzerine yazılan şerh ve hâşiyeler eşliğinde yakın zamanlara kadar tedris edilmiş olan Hidâyetü’l-hikme, Mübârekşâh, Cürcânî, Mevlânâzâde, Kâdî Mîr ve Hocazâde gibi önemli filozoflar tarafından açımlanmıştır. Halkada, katılımcıların da katkısıyla bahsi geçen şerhler dikkate alınarak metafiziğin temel kavramları (umûr-ı âmme) ve teoloji bahisleri yorumlanıp tartışılacaktır.

Ne zaman: İki haftada bir Cuma, 15:00-17:00
Kimler başvurabilir: Program öncelikli olarak lisansüstü öğrencilere/araştırmacılara açıktır.

Halkanın hocası: Talha Hakan Alp
Tanıtım metni:
Aristoteles’in (m.ö. 384-322) Organon külliyâtıyla bir disiplin haline geldiği kabul edilen mantık, tanımdan yargıya ve yargıdan akıl yürütmeye kadar düşünmenin formel yasalarını inceleyen bir disiplin olarak İslam bilim ve düşünce tarihinin erken dönemlerinde yapılan tercümelerle Arapça literatüre kazandırılmış, Fârâbî (ö. 339/950) ve İbn Sînâ (ö. 428/1037) başta olmak üzere İslam filozoflarının çalışmalarıyla da özgün bir yapıya kavuşmuştur. Bilhassa Gazzâlî’nin (ö. 505/1111) gösterdiği ihtimam ve teşvikle felsefe dışı çevreler tarafında da yaygın bir kabule mazhar olan mantık, böylece İslam ilim geleneğinin anlaşılması ve yorumlanmasında vazgeçilmez bir konuma sahip olmuştur.
İslam mantık geleneğinin İbn Sînâ sonrası dönem açısından dikkat çekici isimlerinden biri de Ali b. Ömer el-Kâtibî el-Kazvînî’dir (ö. 675/1277). İbn Sînâcı temellere bağlı kalarak onu tenkit ve teklifleriyle geliştiren Kâtibî’nin mantıktaki şöhretinde en büyük pay, şüphesiz klasik mantığın yüzyıllarca temel ders kitaplarından biri olarak tarihe geçen er-Risâletü’ş-şemsiyye fi’l-kavâʻidi’l-mantıkiyye isimli eseridir. Osmanlı, İran ve Hint ilim dünyalarında üzerine yazılan şerh ve hâşiye niteliğindeki yüzlerce eser sayesinde eş-Şemsiyye bir mantıkklasiği halini almıştır.
Klasik İslam mantık geleneğini öğrenmek için orta aşamada okunan bir metin olan eş- Şemsiyye’nin takip edileceği bu okuma grubunda, metin, gerek Kutbüddin er-Râzî (ö. 766/1365) ve Saʻdüddin et-Teftâzânî’nin (ö. 792/1390) şerhleri gerekse Seyyid Şerîf el- Cürcânî (ö. 816/1413) ve Abdulhakîm es-Siyalkûtî’nin (ö. 1067/1657) hâşiyeleri ışığında, lafız ve anlam bütünlüğü içerisinde okunup tahlil edilecektir.

Ne zaman: Perşembe 17:00-18:30
Kimler başvurabilir: Program öncelikli olarak lisansüstü öğrencilere/araştırmacılara açıktır.

Halkanın hocası: Fatih Bayram
Tanıtım metni:
Bu halkada “Molla Câmî” olarak bilinen Adurrahman Câmî’nin (ö. 898/1492) Nefehâtü’l-üns adlı eserinin Bursalı Lâmiî Çelebi (ö. 938/1532) tarafından yapılmış çevirisi okunacaktır. Halkanın amacı, II. Mehmed’in davetine icabet edemeyen Molla Câmî’nin metnini Sahn-ı Semân’da misafir etmektir. Bursalı Lâmiî Çelebi, tasavvuf tarihi için mühim olan bu biyografik eseri Türkçeye çevirirken eserini Belgrad’ı fetheden Kanuni Sultan Süleyman’a ve onun ordusuna ithaf etmiş; kendisi de bu esere orijinal ilaveler yapmıştı. Nefehâtü’l-üns’ü okumak, Semerkant ve Herat ilim geleneğinin Bursa ve İstanbul’a nasıl aktarıldığını anlama hususunda da yardımcı olacaktır. Diğer bir gayemiz ise XVI. yüzyıl Bursa’sındaki ilmî muhitleri tespit edebilmektir.

Ne zaman: Cumartesi 10:00-11:30
Kimler başvurabilir: Program öncelikli olarak lisansüstü öğrencilere/araştırmacılara açıktır.

Halkasının hocası: Elif Baga
Tanıtım metni:
Bahâeddin el-Âmilî (ö. 1031/1622), yaşamının büyük bir bölümünü Safevî devletinin hüküm sürdüğü topraklarda geçiren çok yönlü bir bilgindir. Âlim yetiştiren bir aileye mensup olmanın verdiği bilinçle küçük yaştan itibaren birçok ilim dalında eğitim almış, sonrasında da pek çok talebe yetiştirmiştir. Matematik ve astronomi ilimleri yanında tefsir, hadis, fıkıh ve Şiî fıkhı gibi dinî ilimler ile dil ve edebiyat alanlarında yüze yakın eser telif etmiştir. Ancak eserleri arasında Şiî bölgeler dışındaki tüm İslam coğrafyasında şöhret olmasını sağlayan, riyazî alandaki çalışmaları olmuştur. Bunlar arasında ilk akla geleni, hiç şüphesiz Hulâsatü’l-hisâb veya adına nispetle er-Risâletü’l-Bahâiyye, bazen de sadece Bahâiyye diye anılan genel matematik kitabıdır. Zira bu eser, (a) günümüze ulaşan yazma nüshalarının sayısı, (b) baskılarının sayısı, (c) üzerine yapılan çalışmaların, (d) bu çalışmaların yazma nüshalarının ve (e) tercümelerinin sayısı kriterleri göz önüne alındığında İslam medeniyetinde üretilmiş genel matematik kitaplarının en meşhur ve en yaygınıdır. Bu ders halkasında hem matematiğin çoğu konusunu ihtiva etmesi hem de Osmanlı medrese müfredatında kendisi ve şerhleri üzerinden en çok tercih edilen genel matematik kitabı olması hasebiyle Hulâsatü’l-hisâb okunacaktır. Eserdeki tartışmalı ve muğlak konular Abdurrahim el-Marʻâşî’nin (ö. 1658) şerhi ile Kuyucaklızâde’nin (ö. 1847) Osmanlı Türkçesiyle kaleme aldığı şerhinden takip edilecektir.

Ne zaman: Pazartesi 21:00-22:30
Kimler başvurabilir: Program lisans ve lisansüstü öğrencilere/araştırmacılara açıktır.

Halkanın hocası: Kadir Gömbeyaz
Tanıtım metni:
İslam toplumunda ortaya çıkan itikadî fırkaları ve görüşlerini ele alarak kendilerince belirledikleri bir usulle tasnif eden eserlere “makâlât” veya “fırak” eserleri denilmektedir. Bu eserlerin bir kısmı tarih boyunca ortaya çıkmış itikadî oluşumları tespit etmek amacında iken bir kısmı da onların görüşlerini reddedip hak fırkanın ortaya çıkarılmasını amaçlamıştır. Bu eserlerin birçoğu 73 fırka hadisini esas alarak 73 şubeli fırka tasnifleri geliştirmişler; bunu yaparken de 73 sayısına ulaşmak üzere farklı matematiksel formüller ortaya koymuşlardır. Birtakım temel benzerliklerden hareketle İslam literatürü içerisinde birden fazla fırka tasnif geleneğinin geliştirildiğini söylemek mümkündür. 73 fırka hadisini ve hadisteki 73 rakamını esas alarak 73 şubeli bir fırka tasnifi geliştiren fırka tasnif geleneklerinden biri de Mâveraünnehir Hanefî ulemalarının geliştirdiği Doğu Hanefî Fırak Geleneği’dir. Bu gelenek “fırka-i nâciye” dışında kalan 72 sapkın fırkayı önce 6 ana kola, daha sonra da bu ana kollardan her birini 12’şer kola ayırarak 6×12=72+1=73 şeklinde bir formülasyon ile itikadî fırkaları tasnif etmiştir. Bu geleneğin günümüze ulaşan en erken ve hacimli örneği Ebû Mutî Mekhûl b. el-Fadl en-Nesefî’nin (ö. 318/930) er-Redd ale’l-bidâ‘ ve’l-ehvâi’d-dâlle adlı eseridir. Bu halkada söz konusu eser okunacak, böylelikle Doğu Hanefî Fırak Geleneği yakinen tanınmış olacak ve diğer fırak eserlerinden farklı yönleri mukayeseler yapılmak suretiyle yeri geldikçe irdelenecektir.

Ne zaman: Pazartesi 17.00-18.30
Kimler başvurabilir: Program öncelikli olarak lisansüstü öğrencilere/araştırmacılara açıktır.

Halkanın hocası: Zekeriya Güler
Tanıtım metni:
İslam ilim geleneğinde bazı biyografi eserlerine tabakât/terâcim adının verildiği ve tarihsel sürece bağlı olarak oluşan bu telif türünün özel bir yerinin olduğu bilinen bir husustur. Esasen önemli şahsiyetleri tanıtan, onların üstün ve noksan vasıflarını, kuvvetli ve zayıf yönlerini anlatan söz konusu telif türünün belirgin hedefi, İmam-ı Âzam Ebû Hanîfe’nin şu sözünde ortaya çıkar: “Âlimlerin hayat hikâyelerini öğrenmek ve ders halkalarında bulunup onlarla hemhâl olmak, bana pek çok fıkıh meselesinden daha öncelikli geliyor. Zira bunlar, ulemâ topluluğunun âdâb ve ahlâkı demektir.” Ayrıca son devir Osmanlı âlimi Mehmed Zihni tarafından derlenen Kitâbü’t-Terâcim’de şu hedefe işaret edilir: “Edebiyât-ı Arabiyyeye şurûʻda enfaʻ-i mesâlik kütüb-i terâcimdir. Ona sâlik olan mübtedî, hem ulemâ ve üdebâyı tanımış olur, hem de nazım ve nesirde mütenevviʻ ibârât ve esâlîb görmüş bulunur.”
Ders kitabı olarak Hindistanlı muhaddis ve Hanefî fakihi Abdülhayy el-Leknevî’nin (ö. 1304/1886) el-Fevâidü’l-behiyye fî terâcimi’l-Hanefiyye adlı eseri takip edilecektir. Kitapta muhaddis diye zikredilen veya hadis ilminde temayüz ettiği belirtilen ulemânın tercüme-i halleri okunacak, gerekli ricâl ve kitâbiyâta dair açıklama yapılacaktır. Okunan bölüm, Zehebî’nin Siyeru aʻlâmi’n-nübelâ, Kureşî’nin el-Cevâhirü’l-muḍîyye fî tabakāti’l-Hanefiyye, İbn Kutluboğa’nın Tâcü’t-terâcim, Temîmî’nin et-Tabakātü’s-seniyye fî terâcimi’l-Hanefiyye gibi kitaplarıyla da mukayese edilecektir.

Ne zaman: Cuma 20:00-21:30
Kimler başvurabilir: Program öncelikli olarak lisansüstü öğrencilere/araştırmacılara açıktır.

Halkanın hocası: Hasan Karataş
Tanıtım metni:
Beşiktaşlı Yahya Efendi, halk arasında Kanuni Sultan Süleyman ile olan sütkardeşliği ile bilinen on altıncı yüzyılda yaşamış müderris, şair ve tasavvuf ehlidir. Bugün Çırağan sırtlarında popüler bir ziyaretgâh olan dergâhında hayatının son on beş yılını geçirmiş ve kendisinden sonra devam eden bir tarikat geleneği bırakmamıştır. Yahya Efendi’nin soyundan gelen Mehmed Dâî, manzum olarak derlediği menâkıbnâme, Yahya Efendi’nin hayatı hakkındaki en önemli kaynaktır. Bu eser Yahya Efendi’nin hanedan ve devrin diğer ekâbiri ile olan ilişkileri, dergâh hayatı vb. birçok konuda bilgi vermektedir. Bu halkada Yahya Efendi’nin menâkıbnâmesi orijinal yazma nüshasından okunacak ve eserin içeriği on altıncı yüzyılın ikinci yarısında İstanbul’un tasavvufî hayatı ve siyasî dönüşüm üzerinden anlamlandırılmaya çalışılacaktır. Katılımcılardan temel düzeyde Osmanlıca bilgisi beklenmektedir.

Ne zaman: Çarşamba 16:30-18:00
Kimler başvurabilir: Program öncelikli olarak lisansüstü öğrencilere/araştırmacılara açıktır.

Halkanın hocası: Ulvi Murat Kılavuz
Tanıtım metni:
Nûreddin es-Sâbûnî (ö. 580/1184), sâir mezheplere göre nispeten daha yeknesak bir yapı sergileyen Mâtürîdîliğin, İmam Mâtürîdî ve Ebü’l-Muîn en-Nesefî’den sonraki önemli bir temsilcisidir. Buhârâ ve Mâverâünnehir’de tanındığı gibi, hac yolculuğu esnasında Horasan ve Irak’ta onun için meclisler tertip edilmesi, yaşadığı coğrafya dışında da belli bir şöhrete sahip olduğunun, Fahreddin er-Râzî ile çeşitli meselelerde münazaralarda bulunması ise mezhebinin samimi savunucusu olduğunun göstergesidir.
Onun başlıca kelâm eseri olan el-Kifâye fi’l-hidâye, Mâtürîdî kelâm literatürünün önemli bir örneğidir. Meseleleri klasik tabirle îcâz ve ıtnâbdan sakınarak, yani eserin adının da işaret ettiği üzere kâfi miktarda bilgi vererek, ancak muhatap açısından gereksiz görülebilecek ayrıntılara boğmadan ele alması önemli bir yönüdür. Bunu yaparken sade bir dil kullanması ve muhaliflerin görüşlerine yer vererek bunları tartışması da esere değer katmaktadır.
Mezhebî görüşlerin tebellür ettiği ve ıstılahların yerleşik hale geldiği bir dönemin ürünü olan el-Kifâye okuması, kelâmda tartışılan hemen tüm ana meselelerin ve ortaya konulan karşılıklı istidlâllerin derli toplu biçimde görülmesine ve bunun yanı sıra klasik bir metin üzerinden terminolojiye vukufiyet sağlanmasına yardımcı olacaktır.

Ne zaman: Cumartesi 13:00-14:30
Kimler başvurabilir: Program öncelikli olarak lisansüstü öğrencilere/araştırmacılara açıktır.

Halkanın hocası: Nail Okuyucu
Tanıtım metni:
Bu program, Şâfiî mezhebinin tarihî gelişimi, literatürünün doğuş ve şekillenişi ile diğer fıkhî oluşumlar ve anlayışlardan farklı, müstakil bir ekole dönüşmesine imkân veren temel yaklaşımlarını incelemeyi hedeflemektedir. Mezhebin tarihî gelişimi İmam Şâfiî’nin (ö. 204/820) çalışmalarından V./XI. yüzyılın sonlarına kadar devam eden süreç takip edilerek ele alınacaktır. Mezhep literatürü yine Şâfiî ve öğrencilerinin eserlerinden başlayarak V./XI. yüzyılın iki büyük Şâfiî fakihi olan Ebû İshâk eş-Şîrâzî (ö. 476/1083) ve İmâmü’l-Haremeyn el-Cüveynî’ye (ö. 478/1085) kadar devam eden süreçle sınırlı olarak incelecektir. Bu süreç, mezhebin ilk ve orta dönem tarihî gelişimi açısından en önemli olgulardan biri konumundaki Iraklılar-Horasanlılar ayrımının doğuşu ve en seçkin metinlerin kaleme alındığı dönemi yansıtacak şekilde belirlenmiştir. Programda Şîrâzî’nin ilmî mesaisine uzanan geçmiş üzerinden Irak Şâfiîliği, Cüveynî’nin ilmî mesaisine uzanan geçmiş üzerinden de Horasan Şâfiîliği ele alınacak; bu bölgelerde yaşayan Şâfiî fakihlerin çalışmaları takip edilerek mezhebin tarihî ve öğretisel gelişimi takip edilecektir. Mezhebin yayıldığı iki önemli bölge olan Irak ve Horasan’da Şâfiî fakihlerin çeşitlenen ilmî mesaisinin zamanla iki alt-ekole dönüşüm süreci, bu alt-ekoller aralarındaki farklılıkların tedris, iftâ ve telif çalışmalarına olan etkisi bu çerçevede bahse konu edilecektir. Bu iki Şâfiî fakihi, dönemleri itibarıyla fıkhî telif sahalarının hemen bütününde eser kaleme aldıkları için çalışmaları fıkhî düşüncenin o dönemdeki bütün unsurlarını yansıtan birincil kaynaklar konumundadır. Program boyunca Şîrâzî ve Cüveynî’nin furû-ı fıkıh, usûl-i fıkıh, hilâf-cedel ve tabakâta dair eserleri merkeze alınmak suretiyle araştırmalar yürütülecektir. Program, uzun soluklu bir çalışma takviminin ardından elde ettiği çıktı ve ürünleri ilmî toplantı ve yayınlar halinde ilgililerle paylaşacaktır.

Ne zaman: Başvurular akabinde katılımcıların ve halka hocasının ortak tercihleriyle Cuma veya Cumartesi günü içinde bir saat dilimi belirlenecektir.
Kimler başvurabilir: Program öncelikli olarak lisansüstü öğrencilere/araştırmacılara açıktır.

Halkanın hocası: Kenan Yıldız
Tanıtım metni:
Osmanlılarda kazaların adlî ve mülkî idaresi kadıların sorumluluğundaydı. Bütün hukukî işlemlerin onay makamı da olan kadı, bölgesindeki türlü davalara bakmaktaydı. Görülen davalar kadı dairesinde istihdam edilmiş olan kâtipler tarafından kayda geçirilirdi. İstisnaî örneklerin yanı sıra bu siciller, noterlik işlemleri, vakıf muhasebeleri, evlilik, alım satım, kefalet, vekâlet, borç, miras, imar, pazar teftişleri, narh, esnaflık, sefer iaşesi, vergi tahrir ve takibi gibi konularda işlemleri ve dava kayıtlarını içermektedir.
Mahkemelerde görülen davalar ve diğer işlemler dışında merkezden gönderilen emirleri de ihtiva eden kadı sicilleri sayılan bu çeşitlilik dolayısıyla Osmanlı arşiv belge ve defterleri içerisinde kapsam itibariyle özel bir konuma sahiptir. Kadıların sorumluluk alanlarının genişliği ile paralel bir şekilde toplumsal hayatın bütün yönlerini yansıtan siciller, Osmanlı sosyal ve ekonomik tarihinin en önemli arşiv kaynaklarındandır.
Dersler kapsamında, kadı sicillerinden seçilecek diplomatik ve tematik açıdan farklı belgeler okunacak ve açıklanacaktır. Belgelerin rahat kullanılabilmesi, doğru okunması ve doğru anlaşılması noktasında katılımcılara beceri kazandırılması, halkanın temel hedefini oluşturmaktadır.

Ne zaman: Perşembe 09:30-11:00
Kimler başvurabilir: Program öncelikli olarak lisansüstü öğrencilere/araştırmacılara açıktır.

Tags: , , ,