Fatih Camii: Edirne'deki Üç Şerefeli Cami ile Beyazıt ve Süleymaniye camileri arasında Osmanlı selatin camilerinin mimari gelişmesinin bir halkasıdır. Merkezî kubbeli bu cami, 1766 depreminde zarar görmüş, büyük kubbesi çökmüştür.  III. Mustafa zamanında zemine kadar yıkılıp 1771 yılında ibadete açılmıştır.

Tabhane: Fatih Külliyesi'nin önemli parçalarından olan tabhane, Akdeniz medreseleri tarafındaki Baş Kurşunlu Medresesi'nin ilerisinde inşa edilmiştir. Esasında misafirhane olan bu bina, bir medrese mimarisine sahip olup, tabhane fonksiyonu kalktıktan sonra medrese olarak kullanılmıştır. Mescit mekanının muhtemelen 1766'da yıkılan kubbesi 1956'dan sonra yeniden yapılmıştır. Burada ayrıca külliyenin görevlilerine, tabhanede kalanlara ve medrese öğrencilerine yemek çıkaran aşhane/imaret bulunuyordu. Arazinin yüksek bir yerinde inşa edildiğinden binanın altında ayrıca bir kervansaray inşa edilmiştir.

Kervansaray: Fatih Külliyesi'nin kervansarayı tabhane ile imaretin altında bulunmaktadır. 1766 depreminden sonra külliyenin zarar görmesinden endişe duyularak içi toprak doldurulmuş ve tonozu kısmen yıkılmış olan bu bölüm 1980'li yıllarda Vakıflar İdaresi tarafından temizlenerek tamir edilmiş ve cadde tarafında önüne yapılan yeni dükkanlarla birleştirilmiştir.

Darüşşifa: Tabhanenin simetriğinde, Karadeniz tarafındaki medreselerin hizasında Osmanlı İstanbul’una ait ilk hastahane olan darüşşifa inşa edilmişti. Burası, ortası açık avlulu, etrafında hücreleri olan, medreseyi andırır bir yapı idi. Güney tarafında kubbeli bir mescid vardı. XIX. yüzyılda ll. Mahmud, darüşşifanın ihyasını veya hana çevrilmesini uygun görerek bir keşif yapılmasını emretmiştir. Hana dönüştürülmesinin çok masraflı olacağı ileri sürülerek darüşşifanın hücreleri ortadan kaldırılmış, yalnız mihrap kısmı çıkıntı teşkil eden ve keşif planında yemekhane olarak gösterilen kubbeli mescid bırakılmıştır. Bu bölüm Demirciler Mescidi adıyla bir süre kullanılmıştır. 1894 zelzelesinde Darüşşifa-Demirciler Mescidi'nin önemli ölçüde harap olduğu anlaşılmaktadır. Bugün darüşşifadan hiçbir iz kalmamıştır.

Hazire ve Türbeler: Fatih Camii'nin kıble tarafında yer alan haziresinde aralarında sivil, asker, ulema ve meşâyihten ünlü şahsiyetler bulunan pek çok kişi medfundur.

Fatih Türbesi: Fatih Sultan Mehmed’in vefatından (v. 1481) önce mi yoksa sonra mı yaptırıldığı kesin olarak bilinmeyen bu türbe, 1766 depreminde çevresindeki yapılarla birlikte harap olmuşsa da kısa zamanda onarılmıştır. 1782'deki Cibali yangınında zarar görmüş, I. Abdülhamid tarafından tamir ettirilmiştir. Sultan Abdülaziz de 1282'de (1865-66) türbeyi tamir ettirerek iç süslemesini yeniletmiştir. Sultan Mehmed Reşad zamanında (1909-1918) ve 1952-1953 yıllarında onarılan türbenin, yakın tarihlerde de tekrar onarımı yaptırılmıştır.

Gülbahar Hatun Türbesi: Fatih Türbesi'nin az ilerisinde daha küçük ölçüde olmak üzere zevcesi Gülbahar Hatun'un ayrı bir türbesi vardır. Burada başka bir kızı ile iki saraylının da kabri bulunmaktadır.

Nakşıdil Valide Sultan Türbesi: Fatih Camii haziresine XIX. yüzyılda IL Mahmud'un annesi Nakşıdil Sultan için büyük bir türbe ile yanında bir de sebil inşa edilmiştir.

Hamam: Külliyenin güney tarafındadır. Burada arazi çevreye nazaran daha derin olduğundan ve hamam bu çukurun içinde bulunduğundan "Çukur Hamam" olarak adlandırılmıştır. 1766 depreminde büyük ölçüde zarar gören hamam daha sonra tamir edilmediğinden başka maksatlarla kullanılmış ve zamanla harap olmuştur.

Muvakkithane: Çörekçi ve Boyacı kapıları arasında, Fatih Meydanı'na bakan bir yerde olan muvakkithanenin esas binasının eskiden yapıldığı ve sık sık ahşap olarak yenilendiği bilinmektedir. Sadrazam Hacı Mehmed Paşa tarafından 1163'te (1749-50) ve lll. Selim zamanında (1789-1807) tamir ettirilmiş, 1918 yangınında ise tamamen yanarak ortadan kalkmıştır.

Arasta (Çarşı): Fatih Külliyesi'nin güney tarafında birçok dükkandan meydana gelmiştir. İçlerinde saraç esnafı yerleştiğinden Saraçlar, Kavaflar çarşısı veya Saraçhane olarak adlandırılan bu çarşıya ait dükkanlar, XX. yüzyılın başlarında oldukça eksilmesine rağmen birçok dükkan gözü hala duruyordu. 1918'de büyük Fatih yangınından sonra bunlar da ortadan kalktığından bugün pek bir şey kalmamıştır. Ancak günümüzde Saraçhanebaşı mahallesinde Dülgerzade Camii'ne komşu kâgir tonozlu bir iki dükkan hücresinin bu çarşının son kalıntıları olduğu sanılmaktadır.

Kaynakça

Fahri Unan, Kuruluşundan Günümüze Fatih Külliyesi, Ankara: TTK, 2003.

Fevzi Günüç - Ali Rıza Özcan, Türk Kültür ve Medeniyet Tarihinde Fatih Külliyesi, İstanbul, 2007.

Halil İnalcık, “İstanbul”, TDV İslam Ansiklopedisi, c. 23, s. 225.

İsmail E. Erünsal, “Fatih Kütüphanesi”, TDV İslam Ansiklopedisi, c. 12, s. 250.

Semavi Eyice, “Fatih Camii ve Külliyesi”, TDV İslam Ansiklopedisi, c. 12, s. 244-249.

TOPLUMSAL MEKÂN VE MÜESSESELER

ADRES

Ali Kuşçu Mah. Fevzipaşa Cad. No:6 Fatih/İSTANBUL 
(Fatih Akdeniz Medreseleri)

sahniseman@iyc.org.tr

  • Heyecan Sosyal Simge
  • Instagram Sosyal Simge

© 2018 İlim Yayma Cemiyeti Fatih Sahn-ı Semân